ya nefsim işte böyle..
niye geldiğimzi unutmuşuz dünyaya. iş güç olmuşuz.. onu yetiştirsem bunu yapsam etsem.. hıh.. hangi biri lazım olacak ki bunların bana.. olduğundan, olmadığı daha hayırlı değil mi, boşver.. baki kalacak bişey varmış gibi avucumuzda, tutar olmuşuz fani yalanlarımızı. insan neye fazlaca kıymet veriyorsa şu dünyada, evvela ondan kurtulması şarttır bu yollarda. hangimiz yapabiliyoruz, itebiliyoruz bir kenara içimizdeki o sesi.. ne kadar dayanabiliyoruz. ey nefsim ne kadar zormuş seni terbiye etmek.. fakir bir adam tek sahip olduğu urganın hesabını veremezken; ben nasıl olacakta sana kulak veripte yaptığım yanlışları yüzüm yere değmeden, savunabileceğim? her gün dert yanarken ufacık bir sıkıntıdan, ya dert yanacak dilleri olmayanların hali nice olacak..
o an ne zaman be nefsim..?
bir anın doğması için; bir önceki anın ölmesi gerekir.. yeni bir ben için, eski ben’in kuruyup solması gerekir.. ya ne zamandır? şimdi koysam kafamı yastığa ve uyanamasam sabah.. nice olacak halim? şuanki gözyaşlarım ne fayda akmadıkça her biri secdede.. sızlamadıkça içim.. ne yöne gidersen git, doğu batı kuzey yada güney.. çıktığı her yolculuğu içine doğru bir seyahat olarak düşün.. kendi içine yolculuk eden kişi sonunda arzı dolaşır.. ya ben? göremezken önümü, bulabilecekmiyim kendi içimdeki beni.. bağlıyken hayatım pamuk ipliğine ben ne diye törpüler dururum ya onu, ne diye? şükür halime.. olana da olmayana da.. şükür durduğum; durabildiğim yere.. değiştiğim her hücrem, her fikrim ve halim için şükür.. ama kader biyere çizilip sabitlenmiş bir yolculuk değil ki.. güzergah belli.. sapaklar ve yolllar bize kalmış..
bir umut be nefsim.. bir umut her zaman korkuyla karışık atılan adımlar ileriye; sonsuz merhamet sahibine…
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder